Gökyüzüne bir mektup yazdım..

Geçen gece düşündüm uzun uzun, konuştum kendi kendime. Defalarca sorduğum sorular uzaktı bu sefer, iyi niyetli insanları üzmüş olmanın verdiği vicdan azabı da yoktu içimde, bu kadar beddua aldım bundan mı böyle oldum diye bile düşünmedim bir kez. Fazlasıyla bencilce düşündüm dün yine, ben dedim ben! ne olucam? Bu hayat böyle nasıl gidecek? Nasıl mutlu bir insan olacağım tekrardan? Bu boşluktan nasıl kurtulacağım? Hangi sabah huzurlu uyanacağım? Sadece bunları düşündüm, sadece ben’i düşündüm yani. Kimse gelmedi aklıma, umrumda değildi hiçkimse.. Sonra doldu içim, düşüncelerin içinde boğuldum adeta ve yazarak kustum. Alıcısı olmayan bir mektup yazdım, sadece içimdekileri yazdım, sadece ban’a dair olanları.Hayatımdaki hiç kimseyi alıcı kısmına yazamadım, kimse o kadar değerli değildi benim için. Kimseye okutamayacağım, kendimi ele verdiğim, peki ey hayat ben aşk’ı nasıl yaşayacağım diye biten bu mektup sahipsiz kaldı. Her bir kelimesi aklımda kalan o mektup, önce ufak ufak parçalara ayrıldı sonra da Moda sahilinde gökyüzüne savruldu.. Alıcısı gökyüzüydü o mektubun… Bugün cevap geldi, mutlu oldum…

Rüzgar bugün kulağıma ‘Aşk’ı yaşamak istiyorsan önce yaşamayı öğreneceksin’ dedi ve sonra kulağıma eğilip ‘güzel günler sana gelmez, sen onlara yürümedikçe’ diye fısıldadı. Sayfalarca yazdıklarıma 2 cümle yetmişti cevap için. Yaşamayı bilmeliydi insan önce aşk’ı yaşamak için, öyle demişti rüzgar, çok doğru söylemiş. Önce yaşayacaksın arkadaş sonra aşk yaşayacaksın ki güzel olan hayatın daha da güzelleşecek, zira sensiz olmaz dersen bir insana aşk’ı yaşayamadığın gibi yaşamayı da unutuyorsun, yaşayamadığın için başka bir aşk’ı da yaşayamıyorsun. Kimsenin peşinde yıpratmayacaksın kendini onu anladım ben, aslolan hayatsa, aşk’ı yaşamak adına onu yıpratamazsın zaten yaşayamazsan, aşk’ı da yaşayamıyorsun.. Çok bağlı gibi birbirine, başlarda çok kafam karıştı. Dedim ki eğer aşk’ı yaşarsam , hayatım da güzelleşecek en iyisi ben  aşk’ı yaşamaya çabalayım, kendimi yıprattım, enkazdan beter oldum elime ne geçti? Aşk’ı yaşadım mı? Hayır! Hayat ne durumda? Yalan oldu! Demek ki yanlış yapmışım, eğer uğrunda çabaladığım şey gerçekleşseydi? O kadar şeyden vazgeçerek, o kadar fedakarlık yaparak, o kadar hayal kırıklığının o kadar kırgınlığın üstüne kim kimi sevebilir ki? O aşk olmuyor, inat oluyor tamamen ama insan farkedemiyor. Açık arttırmalarda gaza gelip, hırs yapıp herhangi bir şeyi 2 katı fiyatına satın almaya benziyor, elinden gelenin ötesine bir inat uğruna çıkmış oluyorsun, sevdiğin için değil. İşte tüm bunlara bakınca artık tecrübeyle de sabittir ki hayatını güzelleştirmeye bakacaksın arkadaş, güzel yaşayacaksın dolu dolu böyle.1 kere olsun sarhoş olacaksın mesela, ya millete rezil olmayayım demeyeceksin, şimdi bunlar sarhoş olur ben de sarhoş olursam bunları kimse toparlayamaz demeden içeceksin 1 kere olsun, haykıracaksın içinden gelenleri , onlar içinde kalmayacaklar. Kapatacaksın telefonlarını mesela umursamayacaksın kimseyi, 3 gün sonra bakacaksın kim aramış merak etmiş seni. Canını sıkmayacaksın arkadaş, 1 kere olsun gecenin bir vakti yürüyeceksin hep gördüğün ama hiç gitmediğin sahilde.. Komşuları düşünmeden açacaksın amfi’nin sesini öyle çalacaksın gitarı hem de öyle sıradan şarkılar çalmayacaksın, Yine düştük yollara’yı çalacaksın mesela diyeceksin ki bak ben bu şarkıyı çalıyorum ama senin için değil, umrumda bile değilsin, ben bu şarkıyı sevdiğim için çalıyorum derecesinde çalacaksın o şarkıyı. Şebnem’den Bugün’ü dinleyeceksin ama öyle sadece şarkıya konsante olarak değil yani, hani bir iş yaparken sıradan bi şarkıymış gibi dinleyeceksin, öyle şarkının ilk notasını duyunca özlemden  sigara falan da yakmayacaksın! Kimin için ne için efkarlanıcam lan diceksin. Arkadan müzik çalacak Şebnem ‘ ya şimdi tut elimden ya da bir daha söz etme özlemekten’ diyecek oralı bile olmayacaksın, Hayalbaz gelmeyecek aklına, elindeki sigara izlerine bakmayacaksın, geceden eline krem sürüp eldiven takarak uyuyunca çok yumuşak oluyor insanın elleri falan demeyeceksin. Yavuz Çetin dinleyeceksin mesela, satılık albümünün kaseti var bende hediye geldi demeyeceksin kimseye, düşünmeyeceksin bunu.  Ya da aynı atkıyı 5 yıl boyunca taksan bile, hediye ama ben zaten vitrinde görsem de alırdım çok hoşuma gidiyor bu model ondan takıyorum diyebilceksin.Böyle Kafana mı esti başvurcaksın arkadaşım Erasmusa kafa dinlemeye, kendine gelmeye, bir kaçış olarak gitmeyeceksin ama diceksin ki kendine ulan 1 yıl gezicem tozucam eğlenicem öyle gideceksin. Annen gitme dediğinde iptal etmediğin yurtdışı planlarını bir umut uğruna satıcak noktaya gelmeyeceksin arkadaş hiç, ben gitmem ayrı kalamam demeyeceksin, ben beşiktaşa taşınırım yakın oluruz daha sık görüşürüz diyecek salaklığa ulaşmayacaksın mesela, dersten 10 dakka önce kalkıp derse yetişme keyfinden vazgeçmeyeceksin böyle şeyler için. Ben arayıp gelirim deyince 7 saat tekbil’i kıyafet evinde telefon başında beklemeyeceksin mesela, çıkacaksın sen de gezeceksin tozacaksın ya da evinde uyuyacaksın huzurluca. Öyle 1 tane parfüme takılıp kalmayacaksın arkadaş, hepsini bileceksin,hepsini yakından koklamış olacaksın, hissettiğinde içinin gideceği koku olmayacak mesela. Ya da uyuduktan sonra sırtını dönmeyeceksin kimseye, böyle uyuyamam ki ben, alışık değilim sadece annemle sarılıp uyuyabiliyorum diye yalanlar söylemeyeceksin kimseye.. Kısacası içinden geldiği yaşayacaksın arkadaş! Ama önce içinde senden başka kimsenin olmamasına dikkat edeceksin…

Yaşamayı bileceksin dedik ya olay işte ondan ibaret tamamen. Başkası için seni mutlu eden şeylerden vazgeçmeyeceksin. Seni mutlu eden şeylerden vazgeçersen sen nasıl mutlu olacaksın ki? Bunu düşüneceksin başta, sonra soracaksın kim için ne için? Mutlu olduğun şeyleri yapmaya devam edeceksin ve katı olacaksın bu konuda mutlu olduğun yerde kalacaksın mesela, öyle birisi istedi diye arkadaşım dediğin insanları silmeyeceksin hayatından, satmayacaksın mesela. Uzun vadeli planlar yapmayacaksın bi de, sonra onların altında ezildin mi pişman olmamak için. Yarının hayallerinin bugününü mahvetmesine izin vermeyeceksin. İnsanı rüyalar, hayaller mutlu etmiyor.. Akıllı olacaksın bi de  yeri geldiğinde çok katı olacaksın mesela taş kalpli diyecekler, gülüp geçeceksin, içinden sen kimsin ki diceksin. İyi niyetli olmanın her zaman yetmediğinin farkına varacaksın sadece iyi niyetli olduğu için dostum dediğin insanlar olmayacak mesela, akıllı adamlar olacak etrafında, sana ayak uydurabilcek, seni anlayabilcek adamlar olacak. Sonuçta niyetler olayların arkasında kalır her zaman. İyi niyetli de olsa o arkadaşın canını sıktı mı canın sıkılır yani, demezsin ki bu iyi niyetli çocuk, sinirimi bozmayayım.

Katı olacaksın dedim ya, ben buyum diceksin her ortamda, birilerine yaranmak için bukelamunlaşmayacaksın, dışarda gözü olmayan çok dürüst iyi niyetli insan triplerine girmeyeceksin mesela, diyeceksin puştluk da yaparım canımı sıkarsan, canını da acıtırım, seni üzerim de, aldatmam ama elinde tutman için çaba göstermen lazım diyeceksin. Ben buyum diceksin, seni öyle kabul etmelerini sağlayacaksın ki senin hakkında; sevdiklerin çok delikanli/iyi çocuk, sevmediklerin puşt’un önde gideni, çok eski sevgililerin iyi çocuk ama sevme konusunda sorunlu, eski sevgililerin serefsiz, yatılı abilerin saygılı çocuk, yatılı kardeşlerin psikopat demeyecek. Lisedeyken mesela 1 hafta öncesinde  hocaya bu çocukların kılına zarar gelirse yıkarım bu okulu diyecek kadar değer verdiğin kardeşlerini-alt sınıflarını , kız arkadaşına laf attı diye sıra dayağına çekmeyeceksin. Abi valla bilmiyorduk dediklerinde bana ne lan bileceksin değil de bir daha olmasın diyebilceksin..

Bir de şu Güzel günler bize gelmez biz onlara yürümedikçe olayı var, bu da çok doğru. İnsan hiç birşey yapmadan hayatının yoluna girmesini bekliyor, zamana bırakalım düzelir diyor, biraz sabır falan diyor, bunlar hayatlarına müdahale etme gücü olmayan ahmakların avunmaları. Hamle yapacaksın arkadaş, uğraşacaksın, mücadele edeceksin! müdahale edeceksin! Canını sıkanı çıkartacaksın hayatından, kafa dengi olduğun insanlarla samimileşeceksin, hayat üstüne gelecek, yakınlarını alacak, sağlığını bozacak, psikolojini bozacak, travmaya sokacak. Zamana bırakırsan ya atlarsın köprüden ya da bu sürecin sonunda ruh gibi olursun, etkisiz eleman’ı olursun hayatın. İşte öyle olmayacaksın direceneksin, savaşacaksın. Dimdik durucaksın tüm bunlara karşı, ayakta kalacaksın, gerekirse tek başına göğüsleyeceksin hepsini, sonra dönüp diyeceksin ki yanındakilere siz benim yanımdasınız ama siz olmasanız da ben tek başıma hayatımın üstesinden gelebiliyorum. Bununla birlikte yanındaki insanlar ‘delikanlı’ olacak birlikte yola çıktıkları insanları yolda gördükleri insanlar için satmayacaklar, öyle seçeceksin arkadaşlarını Hakan gibi olacak mesela derdini anlayacak muhabbet edecek, surat ifadenden ne düşündüğünü anlayacak, Başaran gibi olacak ufak şeyleri sorun etmeden yaşabilcek seninle, arkandan konuşmayacak, tüm farklılığına rağmen sana saygı duyacak mesela sevgilinle rahatlıkla tanıştırabilceksin, 2 ay sonra özgün bi …. ile çıkabiliriz demeyecek sana o gözle bakmayacak sevgiline, Cem gibi olacak örneğin tesadüfün bu kadarı diye konuşmaya başlayıp arkadaş olcaksın sonrasında 1 yıllığına seninle birlikte yurtdışına gitme planları yapacak.Böyle insanları sokacaksın hayatına sonra arkadaşım dediğin insanların arkandan konuştuklarını duymak istemiyorsan, eski sevgilinin zamanında arkadaşım dediğin insanları sıraya dizdiğini görmek istemiyorsan.. Ayrıca Etrafındaki insanların hayatlarında bir yerin olacak, kardeşlik yapıyorsan adam gibi yapacaksın, abilik yapıyorsan hakkını vereceksin sen olmadığın zaman hayatındaki herkes hissedecek senin yokluğunu.  Arkadan ulan Özgün de adamdı ha diyecekler, Özgün abiler İzmirde olsaydı böyle konuşabilir miydin benimle diyecek, özledim kardeşim seni adam gibi konuşamıyoruz kimseyle bir ara görüşelim dertleşelim diyecek, Özgün sen bu işe devam etseydin çok farklı olurdu durum diyecekler.. İşte bunları sağladığın zaman adam gibi bir hayat yaşamış olursun,  Saik Fait şöyle birşey diyor, ‘insanlar yaşadıkça olgunlaşır, yaşlandıkça değil. Zaman armutları olgunlaştırır’ işte bunun için armut değilsen, hayatta etkisiz eleman olmak istemiyorsan adam gibi yaşayacaksın, dolu dolu yaşayacaksın, İlkelerin olacak ve çabalayacaksın.. Güzel günler için mücadele edeceksin, gücünün bittiğini düşündüğün yerde koşmaya başlayacaksın, dayanamıyorum artık dediğin yerde ayağa kalkacaksın.. Güneş her sabah doğudan yükselirken aynı enerjiyi aynı hırsı hissedeceksin kendinde ve öyle yaşayacaksın

İbrahimÖzgün

Leave a Reply